Şirket Ortağının Alacaklısına Yargıtay Freni: Haciz Koydun Diye Genel Kurulu İptal Edemezsin, Ancak Zararını İsteyebilirsin!

20 Şubat 2026, 16:32 - 37

Şirket Ortağının Alacaklısına Yargıtay Freni: Haciz Koydun Diye Genel Kurulu İptal Edemezsin, Ancak Zararını İsteyebilirsin!


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2023/4513
2024/7995
2024-11-18





Özet:

  • Davacı, bir anonim şirket ortağının şahsi alacaklısıdır ve alacağını tahsil etmek için borçlusunun (ortağın) şirket hisselerine haciz koydurmuştur.

  • Şirket genel kurulu sermaye artırım kararı almış; borçlu ortak rüçhan (yeni pay alma) hakkını kullanmadığı için hacizli hisselerin şirket sermayesi içindeki oranı %49'dan %4,4'e düşmüş, bunun üzerine alacaklı "hakkım gasp ediliyor" diyerek genel kurul kararının butlanı (iptali) davası açmıştır.

  • Yargıtay, bir şirketin genel kurul kararının iptalini ancak kanunda sayılan kişilerin (ortaklar, yönetim kurulu vb.) isteyebileceğini; şahsi alacaklının genel kurulu iptal ettiremeyeceğini, sadece hisselerin değer kaybından doğan zararının tazminini (para) talep edebileceğini belirterek davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'den alacaklı olması sebebiyle ortağı olduğu ... Yazma Tekstil San ve Tic A.Ş.'deki %49 oranındaki hisselerine haciz konulduğunu ve şirketin pay defterine işlendiğini, ancak davalı şirketin zarar vermek amacı ile 13.06.2018 tarih ve 2018/8 karar sayılı yönetim kurulunun şirketin esas sözleşmesinin 6 nolu maddesini değiştirerek 500.000,00 TL olan şirket sermayesini 11 kat arttırarak 5.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına ilişkin olağanüstü genel kurul kararı yapılmasına ilişkin yönetim kurulu kararı aldığını, yönetim kurulunun hacizli hisse ile ilgili icra dairesinin muvafakatını almadan hacizli hisseyi de etkileyecek şekilde karar almasının mümkün olmadığını, Bursa 14. İcra Müdürlüğünün 2018/906 E. sayılı dosyası ile yönetim kurulunun sermaye arttırılması kararının uygulanmamasına ilişkin kararın davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen davalı şirketin genel kurulda sermaye arttırımı kararı aldığını, alınan bu kararla müvekilinin alacak haklarının zarara uğradığını ileri sürerek sermaye artırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesine göre butlan ile batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin söz konusu sermaye arttırımına ihtiyacı olduğunu, sermaye artırımının olağan bir işlem olduğunu, davacının iddia ettiği gibi sermaye artırımının davacıyı zarara uğratma amacı ile yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, şirketin sermayesinin artırılması sonucu haczedilen hisselerin sermayeye olan oranının azaldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki menfaati olduğu, davalı şirketin 2.344.116,46 TL zarar ettiği ve bu zarar ile öz varlığının büyük bir bölümünü kaybettiği, kaybedilen sermayenin yerine gelmesi için sermaye artırımına gidilmesinin mümkün olduğu ancak yapılan sermaye artırımının hacizli hissenin oranını %49'dan %4,4'e düşürdüğü, dava dışı pay sahibi ...'nin sermaye içindeki paylarının itibari değeri aynı kalmakla birlikte payların sermaye içindeki oranı önemli ölçüde düştüğü, davalı şirket ortağının 245.000,00 TL karşılığı olan 245.000 adet hissesinin aynen korunmakta olduğu, ortaklık sermayesinin artırılmasının ortaklık çıkarına olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, şirketin 2017 yılından itibaren zarar ettiği, özvarlığın büyük kısmının kaybedildiği ve varlıkların %85'inin yabancı kaynaklardan borç ile finanse edildiği, şirketin varlığını sürdürmesi için sermaye artırımı yapılması gerektiği tespit edilmiş ise de mali inceleme sırasında şirketin ilişkili olduğu yabancı kaynakların ve şirket stoklarının da ayrıntılı olarak incelendiği ve yapılan tespitlerde davalı şirketin 2017 yılından itibaren şirket stoklarını arttırmaya başladığı, %29 seviyesinden %66 seviyesine çıkarıldığı, satışlar artmadığı halde stokların arttırıldığı, bunun da ek finansman ihtiyacı oluşturduğu, stoktaki tüm malzemelerin ... dışında davalı şirket ortakları tarafından Mısır'da kurulan Globe Spinning Oyeing şirketinden temin edildiği tespit edilmiş olup netice itibari ile şirketin finansman arayışına sokularak sermaye artışına gidilmek zorunda bırakıldığı, sermaye artırım kararının sermayenin korunması ilkesine ve davacı alacaklının haklarını ihlal edici nitelik taşıdığı gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin 16.07.2018 tarihli sermaye arttırımına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kurul kararının butlanı ile yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davalı şirketin yaptığı sermaye artırımının zorunlu olup olmadığı, şirket menfaatine yapılıp yapılmadığı ve şirket ortağının dolayısıyla davacı alacaklının haklarını sınırlandırıp zarar verip vermediğine ilişkindir.

İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 133 ve 447 nci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27 nci maddesi.

Değerlendirme

Dava, şirket ortağı ...'nin şahsi alacaklısı tarafından açılan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının butlanı istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'da genel kurul kararının iptali yada butlanını isteyebilecek kişiler sayılmış olup, buna göre; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu, kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri iptal davası açabilir.

Genel kurul kararlarının butlanı, hem genel hükümlere hem de Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilen hükümlere aykırılıkta söz konusu olabilir. 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi butlanı özel olarak düzenlemiştir. Buna göre, pay sahibinin vazgeçilmez haklarını, bilgi alma ve inceleme hakkını sınırlandıran ve ortadan kaldıran, anonim şirketin temel yapısına ve sermayenin korunmasına aykırılık taşıyan genel kurul kararları batıldır. Bu şekilde düzenlenen özel hükmün yanında 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi hükmündeki butlan hükmü de genel kurul kararlarının butlanı davasında uygulanabilir.

Somut olayda, davacı, davalı şirketin değil şirket ortağının kişisel alacaklısıdır ve bu alacağı için ortağın şirket hisseleri üzerine haciz işlemi uygulanmıştır. Şirket genel kurulunda sermaye artırımına karar verilmiş olup, ortağın rüçhan hakkını kullanmadığını ve sermaye artırımına iştirak etmediğini, bu sebeple ortaklık payının düştüğünü, alacaklı olarak zarar gördüğünü iddia eden davacı 6102 sayılı Kanun'a göre genel kurul kararının iptali yada butlanını değil ancak hacizli hisselerin sermaye artışından önceki ve sonraki değeri arasındaki farktan kaynaklı zararının tazminini isteyebilir. Dava dilekçesinde de bu yönde bir talep de bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 28.000.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

KARARI YAZDIR


Aşağıdaki arama terimleri ile ilgili kararlara etiketlere tıklayarak ulaşabilirsiniz :
Anonim Şirket Sermaye Artırımı Genel Kurul Kararının Butlanı Hacizli Hisse Şahsi Alacaklı TTK Madde 447 İİK Madde 94
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları