Tapu İptali ve Tescil - Yolsuz Tescil - Eksik Harç İkmali - Dosyanın İşlemden Kaldırılması - Davanın Açılmamış Sayılması


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
2019/2012
2020/5956
2020-11-12





Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin olarak verilen karar bir kısım davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakanları ... adına kayıtlı olan 7514 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu bağımsız bölümlerin ecrimisil cezası nedeniyle dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi tarafından 6183 Sayılı Kanuna göre satış işlemine konu edildiğini ve davalıya ihale edildiğini, anılan ihale işleminin iptali istemiyle açtıkları ... 13.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/937 Esas sayılı dava dosyasında davanın kabul edildiğini, bu nedenle anılan devrin yolsuz hale geldiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, çekişme konusu taşınmazları ihale ile iktisap ettiğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, kesin süre içerisinde eksik harcın ikmal edilmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; davanın niteliğine göre; konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu ve nispi harca tabi olduğu kuşkusuzdur.

Dosyanın incelenmesinden; davanın, 300.000 TL dava değeri üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında 10.10.2017 tarihli duruşmada “Davacılar vekillerine bilirkişi raporu ile tespit edilen değerler itibariyle eksik harçları tamamlamaları için 2 hafta süre verilmesine” şeklinde ara karar kurulduğu, bu arada davacılar vekilince 03.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile devre dayanak ihalenin feshedilmiş olması nedeniyle geçersiz olan tescillerin kaldırılarak tapu kayıtlarının eski haline iadesinin talep edildiği, bir sonraki 07.12.2017 tarihli celsede mahkemece “davalı vekiline ıslah dilekçesine karşı yazılı beyanda bulunmak üzere süre verilmesi” yönünde ara karar kurulduğu, 29.03.2018 tarihli celsede ise davacılara verilen süreye rağmen eksik harcı tamamlamadıklarından dolayı Harçlar Kanunu’nun 27/3 ve 30.maddeleri delaletiyle HMK’nın 150.maddesi uyarınca harç tamamlanıncaya kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 04.07.2018 tarihinde ise HMK’nın 150.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.

Gerçekten de, 492 Sayılı Harçlar Kanunu harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüş ise de; tarafların üzerinde uzlaşamadıkları durumlarda, harca esas alınacak dava değerinin uzman bilirkişiler aracılığıyla keşfen saptanmasında zorunluluk vardır.

Harçlar Kanununun 30. maddesinde ''...Muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz, HUMK’nun 409. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150.) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.'' düzenlemesine, HMK’nın 150/4. fıkrasında; “Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir...” ve 5. fıkrasında ise; “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Öte yandan, kesin süreye ilişkin ara karar her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır.

Oysa somut olayda, eksik harcın ikmaline ilişkin verilen sürenin usulüne uygun olduğu söylenmez.

Şöyle ki;

10.10.2017 tarihli celsede mahkemece eksik harcın ikmaline ilişkin verilen 2 haftalık süre kanunda belirlenen süre değildir.

Yine, mahkemece hangi miktar üzerinden, hangi oranda, ne miktarda ve ne şekilde eksik harcın ikmal edileceği, ikmal edilmemesi halinde hangi hukuki sonucun doğacağının açık, eksiksiz ve doğru bir şekilde yazılmadan sonuca gidildiği anlaşılmıştır. Bu hali ile ara kararın yasal unsurları taşıdığını söyleyebilme ve buna hukuki netice bağlayabilme olanağı da yoktur.

Hâl böyle olunca, dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle belirlenen değerleri üzerinden davacıların miras paylarına isabet eden kısmın saptanması, ondan sonra eksik harç tespit edilerek Harçlar Kanunu 30. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 150. maddesi uyarınca davacılara sonraki celseye kadar süre verilmesi, mahkemece (belirlenen değer üzerinden) harcın tamamlanmaması durumunda 492 sayılı Harçlar Yasasının 30. maddesi yollaması ile 6100 s. HMK'nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması ve şartlar oluştuğu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.

Davacılar ... ve ... vekilinin değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 Sayılı HMK’nin 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.