İşverenin Açıklamasız Banka Havalesini Borç Olarak Geri Talep Etmesi – Havalenin Ödeme Karinesi ve İspat Yükü

10 Aralık 2025, 19:41 - 143

İşverenin Açıklamasız Banka Havalesini Borç Olarak Geri Talep Etmesi – Havalenin Ödeme Karinesi ve İspat Yükü


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2025/7222
2025/8383
2025-11-03





Özet:

Havale, Türk Borçlar Kanunu’na göre esas olarak bir ödeme aracıdır. Kanun, havalenin borcun ifası amacıyla yapıldığını karine olarak kabul eder.

İşveren, işçiye banka havalesiyle ve hiçbir açıklama yapmadan para gönderdiğinde; bu tutarın ücret, alacak veya borç ödemesi olduğu kabul edilir.

Eğer işveren, bu ödemenin aslında “borç verme” amacıyla yapıldığını iddia ediyorsa, bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Somut olayda işverence, 80.000 TL’nin işçiye borç olarak verildiği ispatlanamadığından, gönderilen tutarın borç olduğu kabul edilmemiş ve işverenin iade talebi reddedilmiştir.

Karar, işçiye verilecek borç, avans vb. ödemelerin mutlaka yazılı ve kayıtlı yapılması gerektiğini açıkça göstermektedir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2017/29126 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının müvekkil Şirkette çalışırken 22.12.2016 tarihinde 80.000,00 TL borç aldığını ve ödemediğini, bu nedenle icra takibine başlanıldığını, davalı tarafından icra dosyasına itiraz edildiğini, davalının çalışırken davacıdan borç aldığını ve buna ilişkin ödeme yapmadığını belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ödediği miktarın borç para olduğunu ispat edemediğini, sunulan banka dekontunda herhangi bir açıklama yer almadığını, davalıya ödeme yapılan banka hesabının davacı tarafından açıldığını savunarak haksız açılan davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının takibe konu miktara ilişkin iddiasına konu banka dekontunda herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, ödemenin borç olarak yapıldığının ispatlanamadığı, takip konusu olan miktarın tanıkla ispatının mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; havalenin hukuksal nitelik olarak bir ödeme vasıtası olduğu, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karinenin mevcut bulunduğu, bu yasal karinenin tersini ileri süren havalecinin iddiasını kanıtlaması gerektiği, havaleci durumunda olan davacı Şirketin değinilen yasal karine karşısında davalıya yaptığı dava konusu havalenin bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu ispat yükü altında olduğu, ancak mevcut delillerle karinenin aksini ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Davacıya 80.000,00 TL'nin borç olarak verildiğini, dosyada bulunan dekont açıklaması ile bu hususun ispat edildiğini,

2. Hayatın olağan akışına göre işverenin işçiden borç talep etmeyeceğinin açık olduğunu, ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, itirazın iptaline ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları