Faiz Alacağı Belirsiz Alacak Davasına Konu Edilebilir

08 Şubat 2026, 15:09 - 4

Faiz Alacağı Belirsiz Alacak Davasına Konu Edilebilir


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
2023/3357
2024/3407
2024-06-12





Özet:

  • Davacı, kazandığı bir tazminat davasında faiz talep etmeyi unuttuğu için, bu faiz alacağını sonradan "belirsiz alacak davası" olarak ayrı bir dosyada talep etmiştir.

  • Yerel mahkeme ve BAM "faiz miktarı matematiksel olarak belirlenebilir, bu dava belirsiz alacak davası olamaz" diyerek davayı reddetmiş; ancak Yargıtay bu yaklaşıma karşı çıkmıştır.

  • Yargıtay, faiz hesabının uzmanlık gerektiren teknik bir konu olduğunu ve davacının bu miktarı kesin olarak belirlemesinin kendisinden beklenemeyeceğini vurgulayarak usulden ret kararını bozmuştur.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından açılan Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/709 Esas, 2021/831 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde müteveffadan intikal eden miras payları sebebiyle davalılardan 121.180,00 TL'nin tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, müvekkili asil tarafından sehven faiz talep edilmediğini, Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/709 Esas, 2021/831 Karar sayılı dosyasında davalılardan tahsiline karar verilen 121.180,00 TL’nin 16.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek faizin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacı tarafa faiz miktarının açıklattırılması ve harcın tamamlattırılması gerektiğini, 2020/709 Esas sayılı dosyasında verilen karar henüz kesinleşmediğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının faiz talebinin zamanaşımına uğradığını, 2020/709 Esas sayılı dosyada fazlaya dair haklarını saklı tutmadığını, kararın kesinleşmesi yapılmadan icraya konulamayacağı için karar kesinleşmeden faiz de talep edilemeyeceğini, davacı haklı olsa bile ıslah yaptığı tarihten itibaren faiz alabileceğini, açılan davanın ve talebin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının gerekli tüm özeni göstermesine rağmen alacağın miktarını veya değerini davanın açıldığı anda tam ve kesin olarak belirlemesinin imkânsız olduğu bir durum bulunmadığı, davacının alacak miktarını belirlemeyi sağlayan bilgi ve belgelere sahip olduğu, eldeki davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararı bulunmadığı, dava açılmasında hukuki yararın bulunmasının dava şartı olduğu, belirli bir alacak için belirsiz alacak davası açılmasında ise hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 115/2 nci maddesi gereği belirsiz alacak talepli açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; faiz alacağının belirsiz alacak davasına konu edilmesinde hukuki bir engelin bulunmadığını, faiz alacağının teknik bir konu olduğu bu nedenle uzman bir bilirkişi tarafından hesaplattırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, faiz alacağı istemine ilişkindir.

İlgili Hukuk

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “belirsiz alacak davası” ve “kısmi dava” ile ilgili açıklama yapılmasında yarar vardır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi;

"1- Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.

Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." şeklinde düzenlenmiş olup 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 7 nci maddesi ile 107 nci maddenin ikinci fıkrası değiştirilmiş, üçüncü fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca maddenin başlığı “Belirsiz alacak ve tespit davası” iken “Belirsiz alacak davası” olarak değiştirilmiştir.

Daha sonra 7251 sayılı Kanun’un 7 nci maddesiyle değişikliğe uğrayan 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir

(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.

(3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)” şeklini almıştır.

Buna göre belirsiz alacak davası davanın açıldığı tarihte alacağın tutarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ya da bunun olanaksız olduğu durumlarda, alacaklının, hukuksal ilişkiyi ve en az bir tutar ya da değeri belirterek açabileceği dava olarak tanımlanabilir (... Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, C.1., s. 148).

Hükümet tasarısında yer almayan belirsiz alacak davasını düzenleyen 107 nci madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi ile ihdas edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır.

Madde gerekçesinde; "Bu davanın kabul edilmesinin artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek “etkin hukukî koruma”nın gündeme gelmiş olmasının da bunu gerektirdiği belirtildiği gibi, hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilecektir. Belirsiz alacak ve tespit davalarına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer aldığı dikkate alınarak, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir. Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Belirsiz alacak veya tespit davası açıldıktan sonra, yargılamanın ilerleyen aşamalarında, karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin, bilirkişi ya da keşif incelemesi sonrası), baştan belirsiz olan alacak belirli hâle gelmişse, davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilmesi benimsenmiştir. Miktarı belirsiz alacaklarda zamanaşımının dolmasına çok kısa sürenin varolduğu hâllerde yalnızca tespit yahut kısmi eda ile birlikte tespit davasının açılabileceği genel olarak kabul edilmektedir." şeklindeki açıklamayla, alacağın belirsiz olup olmadığı ile ilgili olarak bazı kıstaslar kabul edilmiştir.

Bu kıstaslar, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin;

i. Davacının kendisinden beklenememesi,

ii. Bunun olanaksız olması,

iii. Açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması olarak belirtilmektedir.

Belirsiz alacak davasının getirdiği en önemli etkin koruma, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmesi yanında davacının yüksek yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu hakkın zamanaşımına uğrama riskini azaltmasıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli, 2021/(22)9-629 Esas, 2021/1334 Karar ile 24.05.2022 tarihli ve 2019/10(21)-592 Esas, 2022/706 Karar sayılı kararlarında da aynı hususlara işaret edilmiştir.

Belirsiz alacak davasının düzenlenme nedeni, davacının dava açarken alacağının tümü için dava açmak istediği hâlde, alacağının miktarını belirlemesi imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek olmasıdır. Davacının belirsiz alacak davası açarken amacı alacağının tümünü dava etmek ve tümü hakkında karar verilmesini sağlamaktır. Kısmi dava açmakta olduğu gibi, alacağının bir kısmını dava etmek değildir. Dava dilekçesinde belirttiği talep sonucu da geçicidir, dava açarken asıl amacı alacağının belirlenir belirlenmez bu miktar üzerinden karara bağlanmasıdır. Belirsiz alacak davasında davacıya alacağını belirlemesinin imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek olduğu istisnai bir durumda böyle bir dava açma olanağı tanınmıştır. Kanun koyucu alacağın belirlenmesinin imkânsız veya kendisinden beklenemeyecek durumda olması hâlinde belirsiz alacak davası açma imkânı tanıdığına göre, böyle bir davanın sonuçlarının da amaca uygun olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle talep sonucu hangi tarihte kesin olarak belirtilirse belirtilsin, dava açıldığı tarihte kesin talep sonucu miktarınca zamanaşımı süresi kesilmiş sayılmalıdır ( ..., Belirsiz Alacak Davası (HMK md.107), Ankara 2011, s. 59).

Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesi “Kısmi dava” başlığı ile;

“1- Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.

Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz.

Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hali dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” şeklindeki hüküm ile düzenlenmiş, daha sonra 11.04.2015 tarihli ve 29323 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6644 sayılı Yargıtay Kanunu İle Hukuk Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesi ile ikinci fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.

Değerlendirme

Davacı tarafından açılan Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/709 Esas, 2021/831 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davalılardan 121.180,00 TL tazminatın tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, ancak davada sehven faiz talep edilmediği gerekçesiyle 01.02.2022 tarihli dava dilekçesi ile davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmek suretiyle 5.000,00 TL istemi ile fazlaya ilişkin haklar açıkça saklı tutularak eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; alacağın ancak tam ve kesin olarak belirlenebilir olması durumunda belirli bir alacağın varlığından söz edilebileceği davacı vekili dava dilekçesinde açıkça belirtmek sureti ile belirsiz alacak davası açtığı, alacak talebinde bulunanın hukuki yararının bulunmadığından söz edilemeyeceği alacağın belirli bir alacak olduğu kabul edilse dahi harç tamamlattırılarak işlem yapma olanağının bulunduğu açıktır.

Kaldı ki somut olayda; davacının talep konusu olan faiz alacağının hesaplanması uzman bir bilirkişi tarafından yapılması gereken teknik bir konu olup davacının bu alacağın miktarını tam ve kesin olarak bilmesi mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir engel bulunmamaktadır.

O hâlde mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanarak sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları