Cenin iken Babasını Kaybeden Çocuğun Manevi Tazminat Hakkı

17 Aralık 2025, 16:08 - 77

Cenin iken Babasını Kaybeden Çocuğun Manevi Tazminat Hakkı


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
2012/15996
2013/14674
2013-09-23





Özet:

Dava, trafik kazası sonucu ölen babadan kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Olay tarihinde Fehmican annenin karnında cenin halindedir; sonradan sağ olarak doğmuştur. İlk derece mahkemesi, “babanın ölümü anında henüz doğmamış olması nedeniyle manevi yönden yıpranmayacağı” gerekçesiyle manevi tazminat talebini reddetmiştir.

Oysa TMK m.28 uyarınca:

📌 Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamen doğmasıyla başlar.
📌 Çocuk, sağ doğmak kaydıyla, hak ehliyetini ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanır.

Yüksek Mahkeme;

  • Fehmican’ın sağ doğduğunu,

  • Hak ehliyetine sahip bir birey olarak babasıyla hiç tanışamamış olmasının başlı başına manevi eksiklik ve üzüntü kaynağı olduğunu,

  • Bu çocuğun hiç manevi acı duymaz kabul edilmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu vurgulamıştır.

Sonuç:
Cenin iken babasını kaybedip sağ doğan çocuk lehine de, uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

Davacı [DAVACI-1] ve diğerleri vekili Avukat [VEKİL-1] tarafından, davalı [DAVALI-1] ve diğeri aleyhine 04/01/2007 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/04/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince:

Dava; trafik kazası nedeniyle ölüme dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar; davalı-sürücü [SÜRÜCÜ-1]'in yönetimindeki araçla, kusurlu olarak desteklerinin ölümüne neden olduğunu, olay anında desteğin eşinin ikinci çocuğa hamile olduğunu, sürücünün ve araç maliki olan diğer davalı [DAVALI-1]'ın meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, sağ doğmak koşuluyla cenin için de tazminat istediklerini belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır.

Davalılar sorumluluklarının olmadığını, davanın reddine karar verilmesi savunmasında bulunmuşlardır.

Yargılama sırasında davacı-eş [DAVACI-1]'ın [ÇOCUK-1] isimli çocuğunun doğduğu anlaşılmıştır.

Mahkemece; davalı [DAVALI-1] yönünden destekten yoksunluk tazminatı isteminin reddine, davacı-küçük [ÇOCUK-1] yönünden manevi tazminat isteminin reddine, diğer istemlerin kısmen kabulüne karar verilmiş, tüm taraflarca karar temyiz olunmuştur.

a-Dava, davalılar aleyhine müştereken ve müteselsilen açılmıştır. Davalı [DAVALI-1] yönünden, Karayolları Trafik Kanunu 85. maddeden kaynaklanan işletenlik sıfatına dayalı olarak dava açılmıştır. Bu madde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Şu durumda motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan manevi zarardan işleten de sorumludur. Mahkemece, işleten-davalı [DAVALI-1]'nin manevi tazminattan da diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu davalıyı manevi tazminattan sorumlu tutmaması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

b-Yine; olay anında cenin olup, sağ olarak doğduğu anlaşılan [ÇOCUK-1] [SOYAD-1] yönünden “babanın ölümü anında henüz doğmamış olması nedeniyle manevi yönden yıpranmayacağı” gerekçesiyle manevi tazminat istemi reddedilmiştir. Oysa, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 28. maddesindeki “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.” hükmünden hak ehliyetinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren kazanıldığı anlaşılmaktadır. [ÇOCUK-1]'ın sağ olarak doğduğu, hak ehliyetine sahip bir birey olarak babasını hiç görememekten dolayı manevi acı ve üzüntü duymamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülerek bir miktar manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme ile bu davacı yönünden manevi tazminat isteminin reddedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda (2a ve 2b) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların tüm, davacıların öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları