Takipten Sonra Davadan Önce Yapılan Ödeme - İtirazın İptali Davası - Alacağın Fer'ileri ve Takip Giderleri

28 Mayıs 2026, 15:10 - 19

Takipten Sonra Davadan Önce Yapılan Ödeme - İtirazın İptali Davası - Alacağın Fer'ileri ve Takip Giderleri


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
2023/1346
2025/888
2025-05-06





Özet:

İcra Takibinden Sonra ve İtirazın İptali Davasından Önce Yapılan Ödemeler Yönünden Asıl Alacak Açısından Hukuki Yarar Yoksa da Takibin Duran Fer'ileri ve İcra Giderleri İçin Dava Açılmasında Hukuki Yarar Mevcuttur.

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı şirkete ait U... parselde lisansız güneş enerjisi santrali (GES) kurulduğunu, davacı şirketin yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu ve YEKDEM (Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması) tarifesi üzerinden elektrik sattığını, davacının mayıs ayı içerisinde üretmiş olduğu ihtiyaç fazlası elektrik bedelinin davalı tarafından davacı şirkete bildirildiğini ve davacı şirket tarafından fatura düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, ancak davalı şirketin kanunda öngörülen süre içerisinde ödeme yapmadığını, bunun üzerine Eskişehir 4.İcra Müdürlüğünün 2022/5703 E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, haksız itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, itirazın iptali istemi ile davacı şirket tarafından açılan davada alacak iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacının, davalı aleyhine icra takibi başlatılmasında hukuki yararının bulunmadığını, icra dosyasına konu asıl alacak ve ferilerinin davacıya ödendiğini belirterek, haksız açılan davanın reddine, aksi halde ise davacının gecikme zammı talebinin reddi ile takip sebebiyle talep edebileceği vekalet ücreti ve takip dosya masrafının belirlenmesine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile takibe konu asıl alacak ödenmiş olmakla dava konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2022/5703 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın alacağın ferileri ve icra giderleri yönünden iptali ile takibin alacağın ferileri ve icra giderleri yönünden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf talebinde, uyuşmazlığın mahkemece hatalı tespit edildiğini, uyuşmazlığın asıl alacak yönünden doğduğunu, takibe itirazın tüm alacak kalemleri bakımından ispat edilmesi gerektiğini, asıl alacak ödenmediğinden davanın konusuz kalmadığını, davalının ibraz ettiği dekontun Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/828 E.sayılı dosyasına ibraz edilmiş dekont olduğunu, dekontta icra dosyası ismi yer almadığını, defter kayıtlarının incelenmediğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili ise istinaf talebinde, dekontlar dikkate alınmadan karar verildiğini, dava açılmadan önce icra dosyasına asıl alacak, faiz, vekalet ücreti, dosya masrafı ödemeleri yapılmadığını, yalnızca asıl alacağın ödendiğine dair belirlemenin doğru olmadığını, kötüniyetle dava açıldığını, bu nedenle lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı yararına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava; elektrik bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.

Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251).

Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, davanın reddi hâlinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

İtirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yaptığı itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri dışında, itirazın iptali davasında başka itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden, mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi hâlinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkâr tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.

Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.

Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 08/07/2022 tarihinde Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2022/5703 E. sayılı icra dosyasında, 78.154,57 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesi üzerine, davalı borçlu tarafından 01/08/2022 tarihinde borcun tamamına itiraz edildiği, 30/01/2023 tarihinde işbu itirazın iptali davası açıldığı, dava dilekçesinde, asıl alacağın müvekkile ödendiği, vekil olarak tarafına ödeme yapılmadığı ifade edilerek takibin tüm alacak kalemleri üzerinden devamına karar verilmesinin talep edildiği, davacı vekilinin aynı tarihli maddi hata açıklama dilekçesinde davalı tarafından müvekkile ödeme yapılmadığının beyan edildiği, davalı tarafın cevap dilekçesinde ise 27/07/2022 tarihli 83.218,41 TL, 01/08/2022 tarihli 1.583,93 TL ve 01/08/2022 tarihli 8.709,54 TL miktarındaki dekontlarla asıl alacak ve ferilerinin ödendiğinin savunulduğu görülmektedir.

Yukarıda da açıklandığı üzere itirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmayacaktır. Ne var ki, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekmektedir.

O halde, mahkemece; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, dava konusu icra takibi, davalının ödeme savunması ve ödeme tarihleri değerlendirilerek hukuki yararın bulunup bulunmadığına yönelik oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

Belirtilen nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ( sair istinaf itirazları incelenmeksizin) HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

)ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin, 25/05/2023 tarih, 2023/85 E.- 2023/547 K. sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,

)Yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

)Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istek halinde ilgililere iadesine,

)Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

)Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a, maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları