Postayla Gönderilen Dava Dilekçesi Geçerli midir?

15 Aralık 2025, 16:17 - 105

Postayla Gönderilen Dava Dilekçesi Geçerli midir?


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
2025/6190
2025/5234
2025-09-09





Özet:

Somut olayda alacaklı, itirazın iptali davası için dilekçesini mahkemeye posta yoluyla göndermiş, dilekçe tevzi bürosuna ulaşmış ve dosya 2025/48 esas numarasıyla kayda alınmıştır. Buna rağmen:

  • İlk derece mahkemesi;
    ◾ “Dilekçenin posta ile gönderilmesiyle dava açılamayacağı”,
    ◾ “İmzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemeyeceği”,
    ◾ “Harç ve gider avansının yatırılmadığı”,
    gerekçeleriyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

  • Bölge Adliye Mahkemesi de,
    “posta ile dava açılamayacağı” gerekçesini esas alarak istinafı reddetmiştir.

Yüksek Mahkeme ne diyor?

📌 HMK’da dava dilekçesinin mutlaka bizzat davacı tarafından elden verilmesi şartı yoktur.
Dilekçe tevziye ulaşıp mahkeme esasına kaydedildiği anda dava açılmış sayılır.

📌 Dilekçedeki imzanın davacıya ait olmadığı yönünde tarafça ileri sürülmüş bir itiraz yoksa, mahkemenin varsayıma dayalı şekilde “imza tespiti” üzerinden dava açılmamış saymasına imkan yoktur.

📌 Harç ve gider avansının eksikliği, davanın hiç açılmamış sayılması gerekçesi yapılamaz;
HMK m. 120/2 ve Harçlar Kanunu m. 30 vd. uyarınca, mahkeme önce davacıya eksiklikleri tamamlaması için süre vermek zorundadır.

🔚 Sonuç:

  • Posta ile mahkemeye ulaşan ve tevziye kaydedilen dava dilekçesiyle geçerli şekilde dava açılmıştır.

  • Mahkemenin, herhangi bir yasal düzenlemeye dayanmayan varsayımlarla davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi,

  • Bölge Adliye Mahkemesinin de bu kararı onaması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, karar bozulmuştur.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

Genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklının itirazın iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın alacaklı tarafından temyiz edildiği görülmektedir.

İcra ve İflas Kanunu'nun 18. maddesi; “İcra mahkemesine arz edilen hususlar ivedi işlerden sayılır ve bu işlerde basit yargılama usulü uygulanır" şeklindedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun davanın açılma zamanına ilişkin olarak düzenlenen 118. maddesinin 1. fıkrasında, davanın, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağı, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esasların yönetmelikte belirleneceği belirtilmiştir.

Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelikin 197. maddesinde de; “... (1) Dava dilekçesi, tevzi bürosu, ön büro veya tevzi işiyle görevlendirilen yazı işleri personeline teslim edilir.

(2) Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansı, harca tabi değilse gider avansı tahsil edildikten sonra tevzi edilir ve tevzi formunun bir örneği başvuru sahibine verilir.

(3) Tevzi işlemi tamamlandığında, dosya hangi mahkemeye gönderilmiş ise o mahkemenin esas kaydından numara alır ve sistem tarafından aynı anda tevzi formu düzenlenir. Tevzi formu, dava veya işlerin hangi mahkemeye gönderildiğini gösteren ve başvuru sahibine verilen alındı belgesidir. Tevzi formu, dağıtım yapılan mahkemenin adını, dosyanın esas numarası ile esas numarasının verildiği tarih ve saati, dosya türünü, tarafların ad ve soyadlarını, davanın konusunu ve varsa ilişkili dosya numarasını içerir.

(4) Başka yer tevzi bürosundan açılan davalarda da yukarıdaki fıkralar uygulanır. Başka yer tevzi bürosu, ilgili mahkemeye doğrudan tevzi yapar ve teslim aldığı evrakı elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. Posta ve havale masrafı düşüldükten sonra, gider avansından kalan miktar ilgili mahkemenin hesabına aktarılır.

(5) Dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.....

...

(9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açılabilir. ..... Dava, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir tevzi formu oluşturulur.

(10) Dava, fiziksel ortamda mesai saati, elektronik ortamda ise saat 00:00’a kadar açılabilir..” düzenlemelerine yer verilmiştir.

Buna göre, dava; dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte, elektronik imza ile dava açılması durumunda ise dava, dava dilekçesinin sisteme kaydedildiği tarihte açılmış sayılacaktır.

Dosyanın incelenmesinde; Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2023/10501 Esas sayılı takip dosyasının borçlunun itirazı üzerine durduğu, alacaklının itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemi ile Diyarbakır İcra Hukuk Mahkemesine 05.12.2024 tarihli dilekçe ile dava açtığı, dava dilekçesinin 23.01.2025 tarihli tevzi formu ile Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/48 esasına kaydedildiği, ilk derece mahkemesince “... posta yolu ile gönderilen dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının tespit edilemeyeceği, kötü niyetli kişilere fırsat vermemek adına yargı sistemimizde dilekçenin posta ile gönderilmesi suretiyle dava açılması usulünün bulunmadığı, dosyada başvuru harcı, peşin harç ve gider avansının da bulunmadığı, itirazın iptali davasında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi hususları dikkate alındığında; usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı...” gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince denetimi engelleyecek şekilde posta marifeti ile dava dilekçesi gönderildiğinden, usulüne uygun bir dava açıldığından bahsedilemeyeceğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararı isabetli bulunarak alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine oy çokluğuyla karar verildiği anlaşılmıştır.

Somut olayda; Diyarbakır Hukuk Mahkemeleri tevzi bürosuna ulaşan ve Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesi üzerine Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/48 esasına kayden dava açılmıştır. Dava dilekçesinde davacı ikametgah adresini bildirmiş olmakla birlikte Türkiye’de ikamet iznine sahip yabancı uyruklu bir kişi olması nedeniyle Türkiye’deki yargı faaliyetlerinin işleyişi hakkında bilgi eksikliğinin olabileceği değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Mahkemelerinde davanın nasıl açılacağı, davanın açılışı sırasındaki eksikliklerin nasıl giderileceği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesi ve devamı maddelerindeki düzenlenmeler ve özellikle harçlara ilişkin hususlarda Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ve devamı maddelerindeki özel düzenlemelerle bilgi eksikliği olan kişilerce de usulüne uygun dava açılmasının sağlanması amaçlanmıştır.

Öte yandan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinde yazılı hususlar belli bir düzen sağlamaya yönelik düzenlemeler olup, yönetmeliğe uymamanın bir yaptırımı söz konusu değildir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, davanın açılma zamanı ve yargılama usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 118. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup dava dilekçesinin bizzat davacı tarafından mahkemenin tevzi bürosuna teslim edileceği yönünde bir düzenleme olmadığı gibi ilk derece mahkemesi gerekçesinin aksine dava dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının böyle bir iddia olmadığı halde mahkemece değerlendirilmesi isabetsizdir.

O halde, İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun dava tensibi hazırlanarak Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca alınması gereken harçlar ve gider avansının yatırılması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/2. maddesi uyarınca davacıya

süre verilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hiçbir yasal düzenlemeye dayanmayan,varsayıma dayalı gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi isabetsiz olup, usul ve yasaya aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:

Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 22.05.2025 tarih ve 2025/388 E.-2025/667 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Diyarbakır 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.01.2025 tarih ve 2025/48 E.-2025/30 K. sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları